Şizoff's profile••••รเz๏Ŧгєภ кєlє๒єк••••...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    7/29/2006

    Bİ HOŞGELDİM YAZISI..YADA KAHROLSUN SİYONİZM..!!!

    Öncelikle uzun zamandır ortalıklarda olmayışımın,sayfamı pek güncellemeyişimin sebebini belirtmek isterim..Gerçi yakın arkadaşlarım ve sürekli irtibat halinde olduğum ziyaretçilerim biliyo ama..işte bilmeyenlerde bilsin gibisinden...Öhömm..Efenimben azıcık evlenip barklandım üzerinize afiyet :)) Ondan kelli bööle yani...iştenikah öncesi yoğunluğu,nikah sonrası tatil için "Paris-Roma-Miami-Londra Vs." Gezisine Çıkmam Nedeniyle :))))) Öhöm...Kroyum emmeaağğ para bende efenim,tabiiki de gezecem tabiiki de tozacam :))) yok yok şaka...sadece japonyaya gittik  okadar ehiehi :))) öhöm neyse..öle işte mutluyum mesutum,tanrı herkese kısmet etsin efenim der bu bahsi burda kaparım..bakınız nasılda kapıyorum : KAPAN..! :)
    Asıl yazmakta ki amacım yine ööle güncellensin sayfam yok evlendim de cümle alem duysun şeysinden diil elbet...kaç zamandır içim içimi yiyo bişi ler yaziim,bi nefretimi kusiim diyorum da,kısmet olmadı...e geçen günki hadiseyle iyice tavan yapınca bu çirkin savaş,aha dedim şizoff yazmak lazım...fırsatını da bulmuşkene yazmaya başladım..
    Biliyosunuz yaklaşık 3 hafta olmak üzere...İsrail denen azgın terörist köpek,önce Filistin de yeni bir katliama girişti,ardında bir mazeret uydurup Lübnan'a saldırdı..Hala da bu çirkin saldırısını sürdürmekte..Tabii ki bu aşşağalık terörist köpek bu fütursuz saldırılarını kime güvenerek yapıyor!? Tabii ki bir ırkı dahi olmayan insanlardan oluşmuş tarihin en kan emici aşşağalık emperyalist piçi amerika ya güvenerek...yoksa bu siyonist köpeklerin ne kadar korkak piçler olduğunu bilmeyen yok...Hani şu coca cola'nın üreticisi olan ülke..!
    Dünya "Noolluyo Lan Orda" diye ayağa kalkınca Lübnan ve Filistin Saldırıların da,ilk osurup ipe dizen ülke yine bu aşşağalık amerika olmuştu " Hizbullah haksız..İsrail Kendisini müdafa ediyor..Hizbullahı kınıyoruz" diyerek..Tabii bu açıklamadn sonra o nooluyo diyenler de sesini kesti oturdu yerine...Ve daha ilginci şuki,o sıralarda G(ay)-8 toplantısı vardı rusya da...amerikalılar bu açıklamayı yapınca onun bir diğer köpekleri olan suudi arabistan,birleşik arap emirlikleri,mısır felan da hizbullahı kınadılardı.!!! burdan tek bi kelam etmek istiyorum ALLAH SİZİN BELANIZI VERSİN EMİ SOYSUZ KÖPEKLER..!!! İnanın yazıya başlarken gayet sakin sakin yazmaya gayret edecektim...Lakin olayları burda tekrar hatırladıkça sinirlerime engel olamıyorum...Saldırıların ilk haftasıydı,CNN Türk denilen Siyonist yandaşı Tv de İsrail dışişleri bakanı çıktı canlı bağlantıya..Spikere sorması için verilen sorular hep İsrailin aslında ne kadar masum olduğuna inanmamızı sağlayacak sorulardı..hani az bişi daha saf olsam,"lan hakkaten bu adamlara yazık lan..vay ipne hizbullahçılar,meyerse adamlara bunlar dillik vermiyolarmış" felan diicektim..o derece.. günden sonra CNN izlemiyorum.Son soru şöyleydi,bakın siz verin kararınızı :
    -Sayın Dışişleri Bakanı Olan Adi Köpek(bööle demedi tabii...deseydi negzel olurdu ya..) tv lerde ölen çocukları,evlerini terkeden insanları gördüğünüz de üzülüyormusunuz !?
    - Tabii ki..Kim böyle bir görüntüden hoşlanır..Kim savaşı sevebilir ki.. Orda ki insanların acılarını paylaşıyoruzz..Ben yine tekrar ediyorum,biz savaş istemiyoruz..Sadece Kendimizi Savunuyoruz..Bugün istesinler savaşı bırakırız,biz savaş istemiyoruz..!!!!!!
     
    Savaş istemeyen köpekler geçtiğimiz gün tüm barış çağrılarını reddedip,üstüne üstlük BM binalarını da "Defolun Burdan,Bizi Lübnanla Başbaşa Bırakın,Karışmayın İşimize" dercesine vurdu tam 16 defa...Ve o BM (ki bosna hersekte koruma altına aldıkları bölgede sırplar katliam yapmış tı hatırlarsınız..hollandalı askerler..hatırlayın hatırlayın..) kınama metni bile yayınlayamadı verdiği 4 cesete rağmen..Bunlardan ancak birleşmiş Leş' ler olarak bahdesebiliriz artık...BM miş..Kıçımın BM si..! Birde O Röportajda Kadın spiker sordu :
    - Efenim Sivilleri hedef aldığınız söyleniyor..buna ne diyorsunuz..!?
    - Yok efenim olurmu öyle şey..biz kesinlikle sivilleri hedef almıyoruz,sadece bir defa yanlışlıkla(!) siviller vuruldu,onun dışında kesinlikle böyle birşey söz konusu değil...o vurduğumuz ve medyaya yansıyan görüntüler hizbullah militanlarının görüntüleridir...!!!
    Şimdi sizi israilin vurduğu yaşları 1 ila 12 arasında değişen CANİ HİZBULLAH MİLİTANLARI(!!!) nın görüntüleri ile başbaşa bırakıyorum...
    BU SAVAŞTA PARMAĞI,ÇIKARI OLAN VE BU SEBEPLE SESİNİ ÇIKARMAYAN,ELİNİ KALDIRMAYAN TÜM İNSANLAR..TÜM ÜLKELER..ALLAH TOPUNUZUN BELASINI VERSİN...!
     
    İşte Adresler Lütfen Tıklayın : 1)   2)

    (İsrailin Kontrol Listesi)

    Köprüler

    Ekonomi

    Enerji Kaynakları

    Hava Alanları

    Çocuklar

    Daha Çok Çocuk

    Okullar...

    Daha Hizbullaha Sıra Gelmedi..!!!

    6/5/2006

    Şimdi Sen....

    Su kadar özel,

    su kadar faydalı ve su kadar çok...

     

    Tükenmez...

     

    İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül,

    ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...

     

    Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin...

    Gürültünün parçası olursun sadece.

     

    Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada,

    lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düşünürler...

    Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!

     

    Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden

    su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın

    en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için,

    gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için

    en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...

     

    Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel,

    su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...

     

    Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi

    yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..

     

    Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil!

    Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma,

    ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin!

     

    Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!..

     

    Su, yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri...

    Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel,

    su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez,

    tükenmez olduğunu da unutma.

     

    Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de

    kiyametler koparıcı olabileceğini unutma...

     

    Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil !

     

    Vadiler varken önünde ve ovalar varken,

    yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini

    ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.

     

    Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe...

     

    Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve

    kaçılan olursun; seller, afetler gibi...

     

    Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...

     

    Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan

    konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan

    birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!

     

    Ama yapman gereken şu, değil mi?

    Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini.

    Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini,

    kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin

    anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...

     

    Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının

    ne kadarı olduğunu düşüneceksin...

     

    Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az

    ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...

     

    Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde

    olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında,

    vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de

    fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!..

     

    Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye,

    vapur da o saniyede gelmek zorunda!..

     

    Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde

    söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek,

    anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..

     

    Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın,

    ama maalesef değil...

     

    Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan

    bir tavşan gördün mü hiç ?..

     

    Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden

    susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ?

     

    Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler,

    beyni olan her yaratık gibi!

     

    Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset...

     

    Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...

     

    Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla...

     

    Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini;

    girebilmeyi öğren insanların damarlarına... 

     

    5/11/2006

    Hüzne Doğan Kır Çiçeği : FİLİSTİN

    İsrailli Çocuk: Babam dedi ki; Siz Arablar şeytansınız, teröristsiniz,
    hayvansınız!!

    Filistinli Çocuk: Babam bana hiç bir şey demedi,O'nu sizinkiler Öldürmüş!!

     

    ...Filistin bir hapishane. İnanın hapishane. Kelimenin gerçek anlamıyla. İçinda milyonlarca insanın yaşadığı, gerçek bir hapishane.

    İnsanların hücrelerine girme çıkma saatlerinin belirli olduğu, her adımda kontrol edildiği, en küçük bir hatalı hareketin sonucunda vurulabileceğiniz bir hapishane. İnsanlar açlıktan ölmesin diye BM yiyecek dağıtıyor. Çünkü açlıktan ölme ihtimali var. Ekonomisi kalkınamaz. Bir hapishanenin ekonomisi mi olur? Filistin milletvekilleride mahpus. Meclislerini tele konferansla mı telefonla mı ne topluyorlar.

    Filistin halkı çıldırmayı hak ediyor. Her türlü çılgınlığı yapmaları normal. O şekilde yaşıyorlar ki, ölmek onlar için büyük bir kayıp değil. Bu durumdaki bir halkın normal davranış göstermesini İsrail dahil hiç kimse bekleyemez.

    Filistin bir psikoloji laboratuvarı. "Hak ve özgürlük mahrumiyetinin sınırlarında insan davranışları" konulu bir tezin laboratuvarı.

    Filistin bir fotoğraf stüdyosu. Yılın fotoğrafını çekmek isteyen muhabirlerin çalışma yeri.

    Filistin bir atış poligonu. Jet pilotları, uzun namlulu sniperler, roketçiler için. Hem de gerçek hedeflere, gerçek mermilerle.

    Filistin bir diplomasi okulları için staj yeri. Mutlak güçlünün, mutlak çaresiz ve zayıf karşısındaki politikasını incelemek ve öğrenmek için kurulmuş bir okul.

    Filistin bir hapishane. Orada yaşayan insanların bizim gibi modern, hümanist, demokratik düşünceleri olamaz. Düşleri bile yok ki.

    Filistin halkı son yüzyılların en çok yalan söylenmiş, kandırılmış halkıdır. Onlar artık kimseye güvenemezler. Kendi hükümetlerine bile.

    Filistin halkına yapılanlara belki doğrudan soykırım denemez. Ama ben şunları söyleyebilirim;
    - Bilinçkırım
    - Onurkırım
    - Kültürkırım
    - Özsaygıkırım
    - Güvenkırım
    - Akılkırım
    - Düşkırım

    Ne kaldı geriye.......?
    Çıldırmış bir halk kaldı.

    4/27/2006

    ANATHEMA KONSERİ...YER İZMİR..HOBAAAAAA :))))

    (Önemli Not : Host Olarak Kullandığım FILELODGE'da Sözde Kısa Süreli Olarak Duyurulan Bakım Çalışmaları Nedeniyle Sayfamdaki Bazı Resimleri Görüntüleyemeyebilirsiniz,Bu Aksaklıktan Dolayı Hepinizin Huzurunda Afbuyrun:

    "Allah Belanızı Versin Filelodge" Demek İstiyorum...Ööle Yani Yapcak Bişii Yok!)

    Yıl 1996...Metal Müziği Daha Yeni Keşfetmişim..Yaş 17..İlk Dinlediğim Grup MANOWAR ve 'Kings Of Metal' Albümleri...Ve Tamamen Tesadüf Eseri Elime Geçti..Zira Çevremde Hiç Ama Hiç Bu Tarz Müzik Dinleyen Birileri Yoktu,Bu Albümü Bana Getiren Arkadaşımda Abisinden Araklayarak Getirmişti...Çok Sert Bir Rock Grubuymuş Demişti Hiç Unutmam..İçinden Dünyanın En Büyük Heavy Metal Grubu Çıktı Ama!Benim Yaşamımı Tamamen Değiştiren Şey İşte O Albümdeydi...O Tesadüf İçin Tanrıya Şükrediyorum..!!!Neyse,Konumuz MANOWAR veya Benim Metal Müziği Nasıl Dinlemeye Başladığımın Tarihçesi Değil.İşte Bu Aynı Yıl İçinde Bir Grup Daha Tanıdım,Adı ANATHEMA'ydı...Ve Benim İçin (Ve Sanırım Tüm 'Gerçek' Fanlarının da Kabul Ettiği Gibi) En Müthiş Albümleri Ve Hatta Bugüne Kadar Yapılmış En Etkileyici Doom Metal Albümü Olan "The Silent Enigma" Albümüyle Tanıştım Onlarla.Ve Doom Metal Benim İçin Bu Müziğin Türevleri İçerisinde ki İlk Tercihim Oldu..ANATHEMA Sayesinde...Neyse..Tabii ki Adamların İlk Albümlerine,Demo Kayıtlarına Kadar Edindik...Bu Tarz Daha Biraz Özeldir Benim İçin Heavy Metal Müzik İçerisinde,İlk Dinlediğim Günden Beri Bi Ayrı Sevmişimdir Doom Metal'i,Bilenler Bilir...Diğer Grupları Saymıyorum Tabi,Zira Yazım Onlarla İlgili Değil,Dediğim Gibi Bir Tarihçe de Değil..Sadece ANATHEMA'mla İlgili Azcık Bişiiler Karalayayım Dedim Okadar...Neyse Efendim,Benim İçin Çok Ama Çok Özel Bir Gruptur ANATHEMA.Yeni Jenerasyon 'Judgement' Albümünden Sonrasını Genelde Bilir Ve Takip Eder..Sever..Ama Aslında 'Judgement' ANATHEMA'nın Çöküşünün Sinyallerinin Geldiği Albümdür Tabii Biz Eski Fanları İçin,Maalesef...Ama,İşte..Ne Yaparlarsa Yapsınlar,Onlar Bizim ANATHEMA'mız Ve İçimizde ki Umudu Yitirmiyoruz.Birgün Kimbilir Yine Eskiye Dönerler,Yine Bir 'Silent Enigma' Bir 'Alternative 4' Bir 'Eternity' Tadında Albümler Çıkarırlar...Gerçi Vinyy Keçi Gibi İnatçı Ve ' Eskiye Dönmeyeceğiz' Diyo Ama,E Bi Umuttur Yaşatan İnsanı En Azından...Biz Sabırsızlıkla Büyük Bir Merakla Bekliyoruz Hala...Neyse Fazla Uzatmayayım,Şuan Sound Olarak Epey Bi Değişim Gösterselerde Onlar Hala Bizim O Yollarını Gözlediğimiz ANATHEMA'mız...

    2004'te Gelmişlerdi İzmir'e Ve Ben Yine Ordaydım..O İlk Buluşmamızdı Zira İstanbuldaki Konserlere Gidememiştim.8 Yıllık Bir Aşk'ın İlk Buluşmasındaki Hislerimi Anlatamam..O Kadar Heyecanlıydım ki,Korktum Neredeyse Konsere Giremeyecektim,Sanki Gerçek Değil Gibiydi...Hayatımın En Anlamlı Günlerinden Biriydi,En Özel Günlerinden...Onlar Sahnedeydi Ve Benim Tam 2 metre Önümde...Bu Nasıl Bir Hayal di !?!? Bu Gerçek Olamazdı..!Anlatılacak Gibi Değil..Neyse Daha Fazla Zorlamayayım...İşte Yine İzmirdeler,Bu Sefer Kemancı'da Çıkacaklar Ve Bilet Sayısı Sınırlı...Çok Büyük Bir Aksilik Olmazsa Orada Olacağım Nazım Hayvanı Ve Serçe İnsanıyla:)) 

    Hadi Bakalım..Rastgele...Aaa Unutmadan,Biletler Konser Gününe Kadar 25.ytl,Konser Günü Ve Kapıda İse 30.ytl...Aklında Bulunsun Gelmeyi Düşünenlerin..!

    İşte ANATHEMA'nın En Sağlam Şarkılarından Birinide Ahada Sizler İçin Upload Ettim,Dinlemek İsterseniz Ahada Aşaadaki Kımıl Kımıl Olan Yere Sağ Tıklayıp "Hedefi Farklı Kaydet" i Seçin..İndirin Dinleyin...Müziğin Sesini Biraz Daha Açın..Bunalımdaysanız Dinlemeyin Ama,İyi Gelmez Bu..!

    Eywallah..!

    ___ANATHEMA_____SUNSET OF AGE (mp3)__

    4/21/2006

    HER FIRSATTA EZİLDİKLERİ VURGULANAN SİYONİST YAHUDİLERİN GERÇEK YÜZLERİ..!

    __________________________ + 18 _____________________
    Yıllarca Onların Aslında Ne Kadar da Acıklı Bir Hikayeleri Olduğunu İzledik,Ne Kadar Ezildiklerini,Ne Kadar Çile Çektiklerini İzledik...Ne Kadar Masumdular Salaklaştırılmış Zihinlerimizde!!! Schindlerin Listesinde,Piyanistte,Hayat Güzeldir de...Vs..Vs..Tonla Hollywood Yapımı Acıklı Dramatik Filmlerde...Eee Ezilmişlerdi Ya,Acıncak Haldeydiler Ya..Eh Acıdık Bizde...Tüm Dünyayada Yutturdular Bütün Bunları,Ne Zaman Dünya Üzerinde Anti-Semitist Hareketlenme Olsa Derhal Isıtılıp Isıtılıp Yayınlandı Nazi Soykırımı Safsataları,Medya Beynimizi Kemirdi..Tarih Dediler,Kıl Dediler Tüy Dediler Felan...Aşağıda ki Tabloya Bakıp Düşünün Bi Önce..Ya Sizce Cvp Nedir !?
     

    Evet Bize Nazi'ler Barbar dır Diye Öğretildi Hep,Belki Bazılarınız Hala Böyle Düşünüyor Olabilir...Amaaa...!!!

    İşte Gerçekler Hiçte Öyle Değil...Evet Naziler Barbar Olabilir Ama Bu Yahudileri/Siyonistleri Masum Yapmıyor Maalesef...Kaldı ki Yahudi Soykırımı Diye İdda Edilen Eylem,Bir Çok Tarih-Bilimciyi Karşı Karşıya Getirmiştir Hep...Çoğu Bu Soykırım İddasının Gerçek Olmadığını Ve Yahudiler Tarafından Abartılarak Dünya Kamuoyuna Yansıtıldığına İnanmaktadır..Neyse,Konumuzda Bu Değil Zaten...Burda Bizbize,Birlikte Bişeye Karar Vereceğiz...Sorumuz Hemen Yukarda ki Resimde Yazılı.Hangisi Sizce...!?

    Amerikan Demokrasisi İle İlgili Resimleri Gördünüzmü Bilmiyorum,Eğer Gördüyseniz Emin Olun Burada Göreceğiniz Resimlerin İçeriği Çok Daha Ağır...Birçoklarınızın Midesi Bunu Kaldırmayacaktır Biliyorum...Ama Gerçekleri Görmelisiniz,Herkes Görmeli,Tüm Dünya Görmeli..!Şimdi Daha da Fazla Uzatmadan Resimlere Geçelim..Resimleri Gördükten Sonra Tekrar Bir Düşünün Yahudi Soykırımı İle İlgili Yapılmış Tüm Filmleri,O Hüzünlü,Dramatik Sahneleri..O Mazlum(!) İnsanları...Bir Düşünün Tekrar,Hangisi Daha Barbarmış,Hangisi Daha Aşşağalık,Hangisi Daha Pislikmiş...!?

    Yorum Sizin...!

    Slaytta da Dediği Gibi,Bu Konuyu İstediğiniz Gibi Sayfalarınızda Yayınlayabilirsiniz,Maillerinizle Yollayabilirsiniz...Ne Kadar İnsana Ulaşabilirse,O Kadar İyi...

    Eywallah...!

     

    +18 >>>>

    Not : Sayfadan Çıkmak İstemiyorsanız,Lütfen Kuru Kafaya Sağ Tıklayıp "Hedefi Farklı Kaydet" Seçeneğini Seçiniz.Tüm Dosyalarım Virüs Taramasından Geçmektedir,Güvenlidir.

    3/28/2006

    TÜM HAİNLER BİLSİN Kİ;BU ÜLKE BİZİMDİR VE BİZİM KALACAK..!

     

    ...BÖLMEYE ÇALIŞAN KADAR,BÖLÜNENLERDE UTANSIN...

    3/18/2006

    Epiktetos'tan...

    "Bir tanrı taşıyorsun kendinle birlikte oraya-buraya da,bunu bilmiyorsun,sen ey Kutsuz! Sanıyor musun öyle dışındaki bir gümüşten ya da altından tanrıdan sözediyorum? Sen kendi içinde sahipsin ona da,farkına varmıyorsun bunun;onu,temiz olmayan düşüncelerle,ya da,kirli eylemlerle lekelediğin zaman. Bir tanrı tasvirinin yanında bulunsaydın,o yaptıklarını yapmayı göze alamazdın. Halbu ki,tanrının kendisi senin içinde bulunduğu,herşeyi gördüğü ve işittiği halde,utanmıyor musun kendinden,kötü birşey düşünmekten ya da yapmaktan?"

    ¨{Epiktetos,II,8-Schmidt

    Web Page Counters
    SizofrenKelebek

    3/1/2006

    SEN VE DEMOKRASİN YERİN DİBİNE BATSIN..!

     

    UYARI : + 16

    AZ SONRA İNDİRECEĞİNİZ SLAYT'TA GÖRECEĞİNİZ RESİMLER CANINIZI SIKABİLİR.BİLHASSA BU RESİMLERİ İLK DEFA GÖRENLER İÇİN SÖYLÜYORUM.RESİMLERİ BURADA YAYINLAMAKTAN HAYA DUYDUM,İNSANLIĞIMDAN UTANDIM!SİZLER DE İLGİLİ SLAYTI İZLEDİKTEN SONRA BİRAZ DAHA NET ANLAYACAKSINIZ AMERİKAN ve SİYONİST YANDAŞLARININ DÜNYAYA ARMAĞAN ETTİKLERİ DEMOKRASİ(!)Yİ!GİTTİKLERİ HERYERE DEMOKRASİ(!),BARIŞ(!) VE HUZUR(!) GÖTÜRMEYİ KENDİLERİNE ŞİAR EDİNMİŞ BU ASİL(!!!!!!!!!!!) İNSAN(!!!!)LARIN BU TÜYLER ÜRPERTİCİ GÖRÜNTÜLERİNİ İZLEDİKTEN SONRA KENDİLERİNE ÇOK ÇOK DUA(!) EDECEĞİNİZE EMİNİM.AMA DUA'LARINIZ YETERLİ DEĞİL,ANLAYIN ARTIK EY HALKIM,EY İNSANLIK!ALDIĞINIZ HER AMERİKAN VE SİYONİST DEVLETE AİT ÜRÜN,İŞTE BU GÖRÜNTÜLERİN YAŞANMASINA FİNANSMAN SAĞLAMAKTA!NAMUSU İÇİN GÖZÜNÜ KIRPMADAN ÖLÜME KOŞAN BİR MİLLET İÇİN BU KADARMI ZOR COCA COLA İÇMEYİ TERKETMEK,MC DONALDS'TA YEMEK YEMEMEK,NESTLE ÜRÜNLERİYLE AĞZINI TADLANDIRMAMAK,AVON ÜRÜNLERİYLE GÜZELLEŞMEKTEN KAÇINMAK...VS..VS MARKALAR DAHA...BU KADAR MI ZOR ALDIĞINIZ MALIN KİME AİT OLDUĞUNU ARAŞTIRMAK!EĞER "YOK ABİ KİM UĞRAŞACAK!?" DİYENLERDENSENİZ,SİZE DAHA ÇOK TAVSİYE EDİYORUM BU RESİMLERE BAKMAYI..!BUGÜN AĞZINA HAMBURGER SOKAN ADAMIN,ELİNE İLK FIRSAT GEÇTİĞİ AN AĞZINA NE SOKMAK İSTEDİĞİNİ KENDİ GÖZLERİNİZLE GÖRÜN!BU RESİMLERİ GÖRÜPTE DONUP KALMAYAN,İNSANLIĞINDAN UTANMAYANIN İNSANLIĞINDAN ŞÜPHE EDERİM...!!!

    Eywallah..!

    Teşekkür : Bu Resimleri Bana Ulaştıran Sevgili Kardeşim Mahmut ALPİ'ye Teşekkür Ediyorum...

    SLAYT İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN!

    2/22/2006

    AMERİKAN ASKERİ ÜSLERİ TÜRKİYE'Yİ KUŞATTI..!

    Amerika İran'a çullanmak üzere hazırlıklarını sürdürürken, kurduğu yeni üslerle dünyanın en stratejik konumuna sahip olan ülkemizi de tam anlamıyla kuşatma altına aldı.
    Dünya Gündemi gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Özkaya, Ukrayna ve Gürcistan’da CIA organizasyonlu darbeler yapıldığını, ABD’nin Ermenistan’la zaten yakın diyalog içinde olduğunu, Irak’ı işgal ettiğini, Kıbrıs Rum kesimiyle Yunanistan’ı üs olarak kullandığını ve son zamanlarda da Bulgaristan ve Romanya ile üs anlaşması yaptığını belirterek, “Türkiye Amerika tarafından çembere alınmıştır” dedi.

    İran’a saldırıya müsaade etmemeliyiz

    ABD ve İsrail’in Türkiye’ye “Ya benim yanımda yer al, ya da İran’ın” dediğini söyleyen Özkaya, “Karar noktasındaki bazı isimler olaya Atatürkçülük açısından bakıp, karşı tarafı molla görür, onay verebilir. Bu da Türkiye’nin zararına olur” şeklinde konuştu. Özkaya, “Türkiye tarihi ve misyonu gereği Amerika’nın ve İsrail’in İran’a saldırmasına müsaade edemez. Sonucu ne olursa olsun, bunu reddetmelidir” dedi.

    Yeni Asya gazetesinden Hasan Hüseyin Kemal'in sorularını yanıtlayan Özkaya'ya göre; "Hedefteki ülke Türkiye"



    Son haftalarda Amerika’nın Irak’tan çekilmek zorunda kalacağı konuşulurken, bir taraftan’da İsrail’in İran’ı vuracağı haberleri yayılıyor. CIA başkanı, İsrail Genelkurmay Başkanı Türkiye’ye gelirken, önümüzdeki dönem Genelkurmay Başkanı olması muhtemel Yaşar Büyükanıt Amerika’ya gidiyor, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert’te gizlice gittiği İsrail’de üç gün kalıyor.

    Kendisiyle sohbet ettiğimiz Ömer Özkaya Genel Yayın Yönetmeni olduğu Dünya Gündemi Gazetesi’nde bu konuları işleyen bir isim. Röportaj’da İsrail-İran ilişkisi üzerinde duracaktık, ancak öyle anlaşılıyor ki, Türkiye dünyanın kilit noktasında olması hasebiyle, neredeyse bütün denklemlerin içine giriyor.

    Özkaya’nın aktardıklarına göre, Amerika ve İsrail’in ortadoğuyu işgal etmesinin yolu Türkiye’yi işgal etmekten geçiyor. Ve Türkiye yavaş yavaş çember içine alınıyor...

    Öyle anlaşılıyor ki Ortadoğu Bölgesinin bağımsız, güçlü ve onurlu bir Türkiye’ye ihtiyacı var.
     
    İsrail’in İran’ı vuracağı söyleniyor.

    İran, Mart ayında uranyumu zenginleştirmeye başlayacak. Bu da İran’ın nükleer silâha sahip olması demektir ki, bu durum İsrail için dönülmez bir yoldur. İsrail, bugünkü sınırlar içinde kalmak istemiyor. Yeni işgallerde Hiroşima’dakine benzer şekilde nükleer silâh kullanmak istiyor. İran’ın veya başka bir Müslüman ülkenin nükleer silâha sahip olması misillemeyi gündeme getirir ki, bu da İsrail’in planlarını baltalar.

    Pakistan Devlet Başkanı Müşerref’i kimlerin desteklediği çok önemlidir. Şu anda Hint Okyanusu’nda, Amerikan gemisi içersinde, İsrailli ve Amerikalı yaklaşık bin kişilik özel bir birlik göreve hazır bir şekilde bekliyorlar.. Görevleri nedir?

    İslâmcılar, Pakistan’da Müşerref’i devirirlerse, nükleer tesisleri ele geçirebilirler. Hint Okyanusu’ndaki özel birlik, böyle bir durumda, nükleer tesisler İslâmcıların eline geçmeden kullanılmaz hale getirmek için bekliyorlar.

    Peki Türkiye İsrail’in saldırı planının neresinde?

    Türkiye de İran gibi, İsrail’in “Büyük İsrail” hedefinin önünde büyük bir engeldir. Çünkü kurulmak istenen Büyük İsrail’in sınırları içerisinde güneydoğu bölgemizde yer alıyor.

    11 Eylül’den sonra Amerika, bir bahaneyle Afganistan’a girdi. Daha sonra Irak’a yerleşti. Şimdi İran ve Suriye’yi istiyor. Türkiye şunu bilmeli ki, Amerika’nın, İran ve Suriye’den sonraki hedefi kendisidir. Türkiye, Amerika tehlikesini ergeç anlayacak ve algılayacaktır.

    Peki TC stratejistleri, etkili ve yetkilileri bu tehlikeyi algılayamıyor mu?

    Türkiye çok kolay oltaya geliyor. 1999 yılında Öcalan yakalanıp bize teslim edildiğinde, davul zurna çaldık. Oysa Ankara bilmiyordu ki, Öcalan yakalanmasaydı, Irak’ın işgali zorlaşacaktı.

    Yani Amerika Öcalan’ı yakalamakla Irak’ı işgalinin önündeki bir pürüzü temizledi...

    Bir programda Mahir Kaynak’a “Öcalan’ı bıraksak ne olur?” demiştim, o da “Ortalık toz duman olur” demişti. Çünkü Öcalan “kendince haklı” dâvâsı yolunda dağlarda tepelerde yaşamış biri. Amerika, yat deyince yatan, kalk deyince kalkan Talabani ve Barzani’ye kafa tutacak birisi. Yani bölgeyi karıştıracak bir isim.

    Söz buraya gelmişken, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulduğu söyleniyor. Son durum nedir?

    Kasım ayında Kuzey Irak’ta Amerikalı, İsrail’li ve Türk bazı askerî yetkililer toplantı yaptılar. Türkiye’yi tanıyan kukla bir Kürt devleti kurulmasına karar verildi.
    Şunda, kukla Kürt devletinin etrafı çevrilmiş durumda. Amerika’nın Suriye’ye baskı yapıp, parçalamak istemesinin sebebi, kukla Kürt devletine deniz çıkışı sağlamak ve uluslar arası bir nefes borusu oluşturmak. Bunun alternatifi de Türkiye’yi bir takım vaadlerle kandırıp, kukla Kürt devletine yardımcı olmasını sağlamak.

    İsrail’in, İran’a saldıracağı söylemlerine dönersek, İsrail bunu nasıl yapabilir?

    İsrail’in İran’a saldırması için üç tane güzergâh var. Birincisi, Suudi Arabistan topraklarını kullanması ki, Amerika’ya mesafeli duran yeni Kral’ın buna müsaade etmesi mümkün değil. (Şu anda Amerikan bankalarında binlerce Suud’un paralarına el konulmuş durumda). İkinci yol; Irak üzeri ki Yahudi devletinin Irak üzerinden Müslüman bir devleti vurması anlamına geliyor. Bu da Irak’ta cemaatlerin bütünleşmesini tetikleyecek bir durum. Bu da çıkmaz bir yol. Son seçenek Türkiye. Son günlerde uzunca konuşulan CIA ve MİT zirvesinin arka planında, İsrail’in İran’a saldırması için Türkiye’den hava koridoru istemesi var. Geçen günlerde, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert’in gizlice gittiği İsrail’de üç gün kalması, bir şeylerin göstergesi olsa gerek...

    Bu biraz abartı değil mi? Seçimler öncesi muhafazakâr bir hükümet, yani AKP bunu yapar mı?

    Siz buna bakmayın. Türkiye ile İsrail arasında askerî anlaşmayı, İslâmî kimliği ağır basan Necmettin Erbakan imzalamıştır. Türkiye’ye gösterilen oltanın ucunda iki tane yem var. Bunlardan birincisi, “Kürdistan meselesini senin istediğin gibi çözelim.” İkincisi, “Kuzey Irak’taki PKK’lıları temizleyelim.” Amerika pazarlık gücünü arttırmak için, son üç aydır bölgedeki PKK varlığını çok güçlü göstermek istiyor. Hatta PKK adına yapılan eylemlerin arkasında başka güçlerin olduğunu düşünüyorum.
     
    Uzun zamandır PKK ile mücadele eden Türkiye Cumhuriyeti, PKK’nın gücünün ne olduğunu bilmeyecek kadar aciz mi ki, Amerika’nın istihbaratına inanacak?

    Haklısınız. Olması gereken bu. Amerika Irak’a kitle imha silâhı yalanıyla girdi, Vietnam körfezi olayının yalan olduğu ortaya çıktı, 11 Eylül olayları hâlâ karanlık... Bunlar olurken, hangi devlet başkanı çıkıp, “Ey Amerikan yönetimi bundan sonra ben senin hangi sözüne inanayım” diyebildi. Ne yazık ki, güçlü devletler zayıf devletleri rahatça kullanıyorlar. Amerika okyanusun ötesinden gelip, komşumuzu üçe ayırıyor, bunları analiz eden Ankara neden engel olmuyor, ya da olamıyor...

    Diyelim ki, Türkiy,e, İsrail’in saldırmasına izin verdi? O zaman Türkiye için daha kötü bir tablo ortaya çıkmaz mı?

    Türkiye, tarihî ve misyonu gereği Amerika’nın ve İsrail’in İran’a saldırmasına müsaade edemez. Sonucu ne olursa olsun, bunu reddetmelidir. Türkiye komşusunu işgal etmek isteyen çapulcularla birlikte olup, İranlı kızların ırzına geçilmesine ortak olacak mı, olmayacak mı? Bence olmayacak. Eğer olursa bu Türkiye’nin sonu olur...

    Amerika ve İsrail, Türkiye’ye “Ya benim yanımda yer al, ya da İran’ın” diyor. Benim çekincem, karar noktasındaki bazı isimler olaya Atatürkçülük açısından bakıp, karşı tarafı molla görür, onay verebilir. Bu da Türkiye’nin zararına olur. Çünkü İran’dan sonra asıl hedef Türkiye... Amerika gazoz kapağı açar gibi, tırnakları teker teker kaldırarak geliyor.
     
    Tekrar sormak istiyorum, Türkiye yönetimi bunu görmüyor mu?

    Karşı taraf bunu planlı yapıyor ve sizin elinizi kolunuzu yavaş yavaş bağlıyor. Şöyle, Türkiye’nin etrafına bir bakalım; “Ukrayna’da ve Gürcistan’da CIA organizasyonlu bir darbe yapıldı ve yönetimi kendi istekleri doğrultusunda şekillendirdiler. Ermenistan’la Amerika’nın zaten yakın bir diyaloğu var. Irak’ı zaten işgal etmiş, Kıbrıs Rus Kesimi Amerika’nın üs olarak kullandığı bir yer. Yunanistan hakeza öyle. Amerika son zamanlarda Bulgaristan ve Romanya ile üs anlaşması imzaladı. Bu Türkiye’yi kuşatma değil midir? Rice geçen Romanya’da askerî bir üs kurulacağını söylemiştir. Peki Amerika Romanya’daki bu üssü kime karşı kuruyor, soruyorum. Türkiye Amerika tarafından çembere alınmıştır.

    Ankara görüyor, ancak gereğini yapmıyor. Engeller mi var, hainlik mi var, tembellik mi var, silâhımız mı yok? Nedir? Kosova’da 3 yıl katliam yapıldı, peki Ankara ne yaptı? Amerika gelip müdahale etti de öyle kurtuldu. Ankara bunun hesabını vermeli...

    Bir Türk’ün dünyaya bedel olduğu öğretildi bizlere, sizin anlattıklarınıza göre, artık bir Türk dünyaya bedel değil... Çünkü Türkler kendi geleceğini belirlemede özgür ve güçlü değiller gibi görünüyor...

    Türkiye dik duruş yapamıyor. Türkiye istihbarat açısından üç adım sonrasını görüyorsa, karşı taraf beşinci adıma kuruyor tuzağı. Amerika’nın teknolojik istihbarat ofisini kurduğu tarih 1949’dur. Türkiye’de bir takım holdingler ve bankalar üzerinden yurtdışına paralar çekiliyor. Bunun tekniklerini öğrendiğinizde, iş işten geçmiş oluyor. Bizim yeni yaşadığımız şeyleri Batı daha önce tecrübe ederek önlemlerini almıştır.

    Yani bir gerileme olduğu doğru...

    Bu gerileme yüzyıl öncesine dayanıyor. Bu durumu bir anda üzerimizden atmak mümkün değil, ancak onurlu duruş çok önemli, tabiî bu içinizde varsa. Ben Türkiye’nin bazı olaylar karşısında onurlu bir davranış gösterdiğini zannetmiyorum. İran konusunda Türkiye kandırılmaya çalışılıyor. İran’da Güney Azerbaycan’da 36 milyon Türk yaşıyor. Amerika, “İran’ın yapısını bozabilirsek buradaki Türkler kendi devletlerini kurarlar ve sizin himayenizde yaşarlar” diyor.

    Eğer Amerika samimiyse, bırakın Kuzey Irak’ı ve İran’daki Türkleri bizim himayemize vermeyi, Kıbrıs konusunu çözüme ulaştırması gerekmez mi?

    Bunu algılayan ve kavrayan ve onurlu duruşu yapabilen yok... Avrupa Kıbrıs’ta bize işgalcisiniz diyor, ancak Afganistan’da ve Irakta’ki Amerikan işgaline ses çıkarmıyor.

    Türkiye psikolojik olarak İran saldırısına hazırlanıyor galiba...!

    Beşinci kol faaliyetlerine bu kadar açık başka bir ülke olduğunu düşünmüyorum. Ankara’ya yakınlığıyla bilinen bir gazete, İran’ın Türklere yaptığı kötü muameleyi dosya halinde yayınlıyor. Mesele bir açıdan bakarsanız çok güzel, “İran Türkleri kesiyor, biçiyor işkence yapıyor, bunların kamuoyuna duyrulması lâzım.” Ama bu konu başka bir zaman değil de, neden İsrail saldırısı öncesi gündeme geliyor.
     
    Kaynak= acikistihbarat.com
    2/9/2006

    BEKLİYORSUN DA..BEKLENİLMEĞE DEĞER MİSİN!?...

    Pırıl Pırıldı O Zamanlar Hayallerin -- Yaşamının Anlamı :Ne Cenderelerden Geçti Oysa,O Günden Bu Yana -- Nasıl Sahtelikler Yaşadı...
    O'ysa,O Günkü Ak Rengi Kadar Temiz Kaldı -- Senin İçlerinden Geçtiğin,Geçirdiğin Ve şimdi Üzerine Sinmiş Lekelerini Temizlemen Gereken Bütün Pisliklerden Uzak Durdu--Durabildi,Kalabildi-- -- Şuradan Belli ki,Sende Kalabilip de Bir Biçimde Ortaya Koyabildiğin Son Temiz Beklentileri Gördü Ve Tanıdı -- Üstelik,Kendisi Olarak;Kendiliğinden Kendisini Tanıyıp,Geldi Sana...
    Temizsindir Diye ----- Oysa Değilsin...
    Kirlisin -----
    O da Şimdi Bu eskimiş Sen'i Gözden Geçirecek ---- Değer mi Diye...
    Onca Yıldır Beklediği --- Beklenmeyi Beklediği,İstediği,Arzuladığı -- mısın Diye...----
    Bekliyorsun da,Beklenilmeğe Değermisin ?!....
    __Oruç ARUOBA / Hani__

                   

    Yolcuya,Yürünmeden,'Yardım' Edilemez.

    ---Duran,Yürüyeni Anlayamaz.

    Yol Üstünde Tek 'Yardım' Yolu,

    Yürümektir.

    'Yardım' Yoktur Zaten:Ya,Yerleşen Kişi İçin,Yanına Yerleşmek,Ya da,Yürüyen Kişi İçin,Yanında Yürümek ---

    Başka 'Yardım' Yolu Yok...

    İnsanlar Yanyana Yürümesini Bilmiyorlar ki---

    Hep Birbirlerinin Üstüne Üstüne Yürüyorlar.

    Yanlarında Kimin Olduğuna Aldırmıyorlar ---:

    Yollarında Kim Duruyor,Yönlerinde Kim Var

    ---Ya da : Kim,Kimler Onları Yönlendiriyor;

    Ve,Kim Onlara Yüktür,Yük Olabilir:

    Bunlar,Aldırdıkları...

    Homeros'un Deyimi Hala Geçerli :

    Çoğunluk,İnsanların Neredeyse Hepsi,

    "Bir(er) Yük Olarak Yaşıyorlar Yeryüzün(d)e"...

    __Oruç ARUOBA / Yürüme__

    2/7/2006

    ÖZGÜRLÜK MÜ..!? EŞŞEKLİK Mİ !?

    Merhabalar...Biliyorsunuz Bir Süredir Gündem İki Madde Üzerinde Yoğunlaşmış Durumda..Birincisi İran'ın Tüm Eşkıya Devletlere Kafa Tutması Ve Densiz Bir Danimarka Gazetesinde Yayınlanmış Olan İslam Peygamberi Hz.Muhammed'e İthafen Çizilmiş Haddini Aşmış,Hakaret Amaçlı Çizilmiş Bir Karikatür...
    Ben İkincisinden Başlamak İstiyorum...
    Malum Danimarka Başbakanı Bunun "Basın Özgürlüğü" Sınırları İçerisinde Olmasından Dolayı Özür Dilemeyeceğini,Lakin Üzüntü Duyduğunu Açıklayarak "Ben Olsam Çizmezdim" Dedi...Tabii Bu Açıklamayıda Tüm Müslüman Nüfuslu Ülkelerde Aleyhlerine Bazı BOYKOT'lar Ve Eylemler Başlayınca Yaptı...Tabii Özür Dilememesi Olayı İyice Körükledi Olaylar Gittikçe Büyüyerek Şiddet İçermeye Başladı...
    Özgürlük Anlayışı Sanırım Batılılarda Fazlasıyla "Artniyetli" Kullanılmakta Benim Kanaatimce..!
    Zira Hepiniz Mutlaka Görüyorsunuzdur Tv.lerde,Adamlar Şarkı Kliplerinde Bile Çok Rahat Bir Şekilde Hz.İsa'yı Canlandırıp Kılıktan Kılığa Sokabiliyorlar..! Geçenlerde Haberler de İzledim,Yine Bir Klipte Hz.İsa'yı(!) Oynattıkları Bir Klipte Sözüm Ona Hz.İsa,Sokaklarda Afbuyrun Altında Sadece Çarmıhtaki Don'la Dolaşarak Eski Bir Dans Şarkısının Yeni Versiyonunu Söylüyordu...Katolikler Felan Ayaklanmış..! Anlatmak İstediğim Adamların Kabul Ettikleri Dinin Peygamberi'ne Saygısı Yok ki İslam Peygamberine Saygısı Olsun..! Burdan da Şu Kanıya Varıyorum,Batılıların Lüteratüründe "Saygısızlık" Özgürlük Olarak Geçmekte..! Baksanıza Manzara Bunu Göstermekte..!
    Şimdi,Burda Bir Soruda Ben Sormak İstiyorum..!
    Pektabii ki Bu Yapılan Yayın İğrenç Ve Kasıtlı..İnsanlar Tepki Göstermekte Haklı...Zira İslam İnancına Göre Ne Tanrı'yı,Ne Melekleri,Ne Peygamberleri Nede Halife Ve Ashabı Resmedemez,Onu Belli Bir Silüete Sokamazsınız...Buda Bu Kutsal Değerleri Korumak İçin Gerekli Olarak Düşünülmüştür...
    Şimdi Aklıma Takılan Şu Soruya Geleyim..:
    -Peki Bugün Hz.Muhammed'e Yapılmış Olan Bu ÇİRKİN Ve GAYRI AHLAKİ Davranışa Seslerini Yükselten,Tepki Veren Ve Kabul Edilemez Bulan Tüm İnananlar Neden Aynı Tepkiyi Hz.İsa İçinde Göstermemektedir..?! Zira Bildiğim Kadarıyla İslam İnancına Göre Hz.Muhammed'den Önceki Tüm Peygamberler de Müslümanlar İçin Peygamberdir Ve Hz.Muhammed'e Gösterdikleri Saygıyı,İnancı,Hürmeti Vs.Onlara da Göstermek Zorundadırlar..!
    Peki Neden Hz.İsa Bu Ve Bunun Gibi Ahmak Sözümona ÖZGÜRLÜKÇÜ Birkaç Aptalın Keyfiyetine Göre Hergün Madara Edilirken Bugün Bağırıp Duran Müslüman Kardeşlerimin Sesleri Çıkmamakta,Hiçbir Tepkide Bulunmamaktadırlar..!? Bu Bir Tezat Değilmidir ?! O Adam Kabul Etmediği Bir Dinin Peygamberine Sövmekte Kendini Özgür Hissediyo Olabilir,Bunu Umursamıyo Olabilir de...Sen Ey Sesini Yükselten Kardeşim,Sen Neden Kabul Etmiş Olduğun,"Evet O Allahın Peygamberidir" Dediğin Peygamberin Çeşitli Hakaretlere Maruz Kalmasını Umursamıyorsun..?!
    Büyük Ve Tuhaf Bir Tezat Değil mi ?!
    Neyse...Amacım Konuyu Saptırmakta Değil,Sadece Aklıma Takıldı Ve Sizlerlede Paylaşayım İstedim...
    Bende Bu Yazı Dolayısıyla Bir Kez Daha Danimarka Hükümetini,Basınını Ve Özgürlüğün İnsan Haklarını Çiğnemek,Kişilerin İnançlarına Saygısızlık Etmek Olarak Algılayan Ve Bu Şekilde Uygulayan Tüm Kendini Bilmez Salakları Kınıyor,Yaptıklarının ŞEREFSİZLİK Olduğunun Altını Çizmek İStiyorum Ve O Hastalıklı Özgürlük İnanışına Sahip Salaklara Şu Sözü Söylemek İstiyorum :
    -ÖZGÜRLÜĞÜN BU KADAR SINIRSIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSAN,NAMUSUN TEHLİKEDE DEMEKTİR..!
     
    İkinci Olarak İran Konusuna Değinmek İsterdim Ama Saat Geç Oldu...:)) Ama Onunla İlgili Sadece Şu Duygularımı Belirtmek İsterim..SENİ SEVİYORUM İRANNNNNN :)))
    Neden ..!? Çünki Bu Yaşıma Geldim Geleli Görmedim ki Bir Ülke Daha Çıkmış da Bu Şerefsiz Amerika'ya Ve İsrail'e (Ve Onların Köpeklerine) Böylesi Kafa Tutmuş Olsun..! Hele ki Şu Son Dönemlerde..! Bu Neden le İRAN'ı Ve Cumhurbaşkanları Mahmud Ahmedinejad'ı Canı Gönülden Tebrik Ediyorum..! Ahmedinejad Geçenlerde Şöyle Bir Demeç Verdi Bilmem Denk Geldiniz mi,Harikaydı Hariika:))
    -İsrail Bizimle Uğraşmaya Devam Ederse,Liderleri Gibi Onlarıda Biz Komaya Sokarız..!
    İRAN'a Bu Cesur Duruşları Nedeniyle Taaa İçimin Derinliklerinden :
    -HELALLL OLSUN BE...!
    Demek İstiyorum...!
    Eywallah ..!
    1/23/2006

    İRAN'A KARŞI OYNANAN ÇİRKİN OYUNA DİKKAT..!

    Aşağıda Küresel BAK'ın 2006 Yılına Girerken Yaptığı Değerlendirme Var. Sizde Olabildiğince Çok Yere Ulaşmasını Sağlarsanız Savaş Karşıtlarının Sesi O Kadar Çok Sayıda İnsana Ulaşmış Olur...
    (Lütfen Yazının Uzun Olması Nedeniyle Okumamazlık Etmeyin...)
     
    Şimdi Değilse Ne Zaman,Biz Değilsek Kim?!

     
    Sanki hiçbir şey olmamış gibi,Afganistan’da binlerce,Irak’ta on binlerce insan Bush’un yalanlarının ürünü olarak yaşamını yitirmemiş gibi ABD yönetimi hedef tahtasına İran’ı yatırdı. Tıpkı Irak işgal edilmeden önce olduğu gibi,ana haber bültenlerinde İran konuşuluyor,İran’ın ne kadar büyük bir tehdit haline geldiği “deliller”iyle açıklanıyor.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi İran’ı masaya yatırmaya hazırlanıyor.ABD’den,sık sık, İran’a karşı askeri bir seçeneğin gündemde olduğu açıklamaları geliyor.Gelişmeler, Irak’ı anımsatıyor.ABD uzun bir süre Irak’ın ne kadar büyük bir tehdit haline geldiğini,Engellenmezse dünya için büyük bir tehlike olduğunu anlatmış ve tam bir yalan bombardımanıyla Irak’ın işgalinin insanlık ve demokrasi adına başlatılacak en önemli girişim olduğuna tüm dünya kamuyounu ikna etmeye çalışmıştı.İran konusu da aylardır masada…Bugünlerde konu biraz daha ısıtılıyor o kadar.
    Irak işgalinin dünyayı içine soktuğu çılgınlık hallerini hatırladığımızda,yeni bir işgalin,İran’ın ABD tarafından bombalanmasının yaratacağı küresel gerginliği tahmin etmek güç değil.İran’da binlerce insan öldürülecek,ardından Bush, misyonlarının ne kadar önemli olduğunu anlatacak.Ortadoğu ve dünyada istikrarsızlık daha da derinleşecek.Beklenmedik tepkiler,intihar eylemleri,patlayan bombalar ve akan kan daha yoğun bir biçimde küresel bir gündem haline gelecek. Ve hiç unutmamamız gerekiyor ki İran’da masum insanlar ölecek,toplu mezarlar,kimyasal silahlar,tecavüz,alta yapıdaki,eğitim,sağlık alanlarındaki görülmemiş yıkım İran’ın günlük yaşamını alt üst edecek.ABD’nin insanlığın önüne koymaya hazırlandığı bu seçeneğe karşı çıkmalıyız.
    Bu seçenek,Irak gibi İran’la da sınır komşusu olan Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor.Yeni bir işgal hazırlığı, Türkiye’nin yeniden işgalcilerin bir parçası olması olasılığını gündeme getirecek.Askeri üsler istenip,bu üslerden kitlesel ölümlere neden olan harekatlar yapılmaya çalışılacak.Bush’un böyle bir cüret göstermesini engellemeliyiz.Daha Irak işgalinde işlenen savaş suçlarının hesabını vermeden,yeni suçlar işlemesine izin vermemeliyiz.Bu açıdan,hiçbir zaman olmadığı kadar avantajlı bir durumdayız.Bush yönetimi her geçen gün daha da yıpranıyor.Bush'un partisindeki skandallar,neocon eliti zayıflatıyor.Bush'un partisinin ABD meclislerindeki sözcüleri,Tom Delay ve Bill Frist,yolsuzluk suçlamasıyla yasal soruşturma altındalar.Aynı gün içinde neredeyse iki skandal yaşıyor ABD'li şahinler.Bir CIA ajanının adının Beyaz Saray'dan basına sızdırılması hakkında yürütülen soruşturmada ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin başdanışmanı Libby,savcı tarafından resmen suçlanınca istifa etti.Şimdi Bush'un,Watergate skandalı sonrası azledilen eski ABD Başkan Nixon gibi yolun sonuna geldiği söylenmeye başladı.CIA uçaklarının ve küresel işkencehanelerin açığa çıkması,ABD yönetiminin düşük itibarını daha da düşüren yeni skandallar oldu.Bush’un ABD halkına verdiği vaatlerle gerçek arasında derin bir uçurum var.
    Ve gerçek ABD halkı için,Irak'ta ölen (şimdilik) 2 bin ABD'li asker.Ve gerçek Katrina felaketi.ABD'liler,tüm bu savaş çılgınlığının altında,Bush'un iddiasına göre,halkın güvenliğinin yattığını,ABD'lilerin güvenliği için Afganistan ve Irak'ta on binlerce masum insanın katledildiğini hatırlıyorlar.Ve bu yalanı hatırlayanlar,Katrina felaketinin öldürdüğü on binlerce ABD vatandaşını sormadan edemiyorlar.Felakete maruz kalan New Orleans halkına yardım ulaşmadı,yiyecek ulaşmadı.Övünülen ABD uygarlığı, dünyaya demokrasi taşıma misyonuyla dolu ABD demokrasisi çöktü.Bush'un yapabildiği tek şey,bir ABD kentini asker ve polisle kuşatmak oldu.Binlerce insan öldü.Bush'un güvenilirliği iyice dibe vurdu.Son seçimlerin ardından bir kral gibi yemin töreni düzenleyen Bush,günün sonuna geldiğinde,vaatlerinin her birinin yalan olduğunu gördü.Bush zaten yalan söylediğini biliyordu da,ABD'de emekçiler,savaş karşıtları,hatta Bush'un üzerinde yükseldiği siyasi ve toplumsal zemini oluşturan kesimler bile ters giden bir şeyler olduğunu yüksek sesle dile getirmeye başladılar."George W. Bush gibi bir liderin ABD'nin başında bulunmasının sakıncaları giderek daha çok kimse tarafından anlaşılırken" gibi başlayan cümleler artık daha fazla yazar ve siyaset analizcisi tarafından kullanılmaya başlandı.Bütün bu belalar yetmezmiş gibi Bush'un başında bir de anket belası var. Gün geçmiyor ki bir gün bir anket yayınlanmasın.Bu anketler,Bush'a oy vermiş olan Amerikalılar'ın bir bölümünün de gerçekleri görmeye başlayarak Bush'tan desteğini çektiğini ortaya koyuyor.Washington Post gazetesiyle ABC News'un birlikte yaptırdıkları son kamuoyu yoklamasına göre Amerikalı seçmenlerin:
    - % 65'i Bush'un ekonomideki performansını başarısız buluyor.
    - % 60'ı Irak Savaşı'nı sürdürmenin gereksiz olduğunu düşünüyor.
    - % 58'inin Bush'un dürüstlüğü konusunda kuşkuları var.
    ABD'nin işinin ne kadar zor olduğunu gösteren başka veriler de var.ABD ekonomisinin dev bir borç batağına dönüşmüş hali.Dünyadaki toplam cari açığın yüzde 70'i, dünya GSMH içindeki payı yüzde 21 olan ABD'ye ait.Ekonomistlere göre ABD ekonomisinin büyümesinin finanse edilebilmesi için dünyanın geri kalanından ABD'ye günde 3 milyar dolar kaynak aktarılması gerekiyor.Bu miktar geçen sene günde 2 milyar dolardı.Irak işgalinin toplam maliyetinin yüz milyarlarca doları aştığı biliniyor.ABD yönetimi Irak’ta, artık Cumhuriyetçi Parti temsilcilerinin bile itiraf etmek zorunda kaldığı gibi,batağa saplandı.Irak’ta işler,Bush’un planladığı gibi olmadı.Irak direniş hareketi sadece ABD ordusunun Irak'ta elini kolunu sallayarak gezmesini engellemekle kalmadı,aynı zamanda dünya kamuoyunun ilgisinin sürekli bir biçimde Irak üzerinde odaklanmasını sağladı.Dünya kamuoyu ise Irak'a baktığında yalan,ikiyüzlülük,işkence,cinayetler,yolsuzluklar,kiralık katiller ve petrol baronlarının çıkarları için paramparça edilen bir tarihsel-kültürel miras görüyorlar.
    Bush'un sağ kolu İngiltere Başbakanı Tony Blair,her zaman olduğu gibi önce döküldü ve Irak'la ilgili olarak,"Bu kadar yaygın ve sert bir direnişle karşılaşacaklarını tahmin etmediğini" söyledi.ABD'nin Irak savaşı ile ilgili çok sayıda görüş üretilmeye başlandı.Bu görüşlerin bazılarının önemi, çok farklı bir yerden üretiliyor olması.Öncelikle, hiç kimse Irak'a kitle imha silahına sahip olduğu için saldırılmasına rağmen tek bir kitle imha silahı dahi bulunamamış olmasını unutmuyor.Afganistan ve Irak'a saldırının en önemli ikinci gerekçesi,"terörizmi" yok etmek olmasına rağmen,Irak işgaliyle terör saldırılarında büyük bir artış yaşanmaya,bu saldırılar Avrupa'nın göbeğinde gerçekleşemeye başladı. Bunu herkes görüyor. İspanya, Londra, İngiltere gibi ülkelerde yüzlerce insan Bush'un "terörle savaş"ının kurbanı oldu.Üstelik Usame Bin Laden hala yakalanamadı!
    Irak için sunulan bir başka önemli gerekçe ise demokratik ve istikrarlı bir Irak'ın yaratılmasıydı.ABD yönetimi bu konuda da duvara tosladı.Anayasa referandumundan önce, Irak güçlerinin komutanı General Casey,"sürecin
    yanlış bir yönde ilerlediğini',genel algıların,anayasanın, umulanın aksine, bir ulusal mutabakat belgesi olamayacağı" doğrultusunda olduğunu söylüyordu. Bir yandan direniş tüm hızıyla sürerken bir yandan da ABD'nin süper ordusu direnişle son darbeyi vuramıyor.Felluce, Necef ve Ramadi'de yaptığı gibi sivilleri,çocukları ve kadınları öldürüyor.Bu haberler dünya kamuoyu tarafından izlendikçe ABD politikaları insanlığın ortak kızgınlık öznesi haline geliyor.
    Bu yüzden Arjantin'de ünlü futbolcu Maradona'nın,Arjantinli sanatçılar ve sinema yönetmeni Emir Kustirica'nın da aralarında olduğu on binlerce insan Bush'u protesto ediyor. İnsanlara Ramadi'de su içmek için evinden elinde beyaz bayrakla çıkan bir çocuğun Hollywood filmlerinden çıkma keskin nişancılar tarafından vücudunun delik deşik edildiği haberleri ulaştıkça savaşa karşı milyonları harekete geçiren öfke hiç azalmıyor.Bu haberler Guantanamo ve Ebu Garib cezaevlerinde yaşanan işkencelerin boyutlarını akla getiriyor ve Bush ve kabinesinin güvenirliği biraz daha dibe vuruyor. Oğlu Irak'ta ölen asker annesi Cindy Sheehan gibi yüz binlerce savaş karşıtı,Bush'a karşı bileyleniyor. Güney Kore’de binlerce çiftçi, Bush’a karşı protestolar düzenliyor. Dünya savaş karşıtları Bush’a rahat yüzü göstermiyor. 
    İşlerin,ABD egemen sınıfının ve yönetici "yeni muhafazakârların"istediği gibi gitmemesi,Bush ve kabinesinin hemen geri adım atacağı anlamına gelmemeli.İran’a karşı askeri bir müdahalenin bu kadar sık konuşulması,Bush’un durmaya niyeti olmadığını gösteriyor.Bush durmayacak. Temsil ettiği güçten daha büyük bir güç tarafından durdurulmadıkça savaş ve işgal politikalarına devam edecek. ABD emperyalizminin dünya hegemonyası için verdiği küresel politik mücadelenin, yani "yeni Amerikan Yüzyılı Projesinin" uygulanması için bir araçtan başka bir şey olmadığından, savaş ve işgal politikaları devam edecek.Bush'u ya Irak direnişi, küresel savaş karşıtı hareket ve ABD ve İngiltere'deki savaş karşıtı hareketlerin birleşik gücü durduracak ya da Bush "oyuna" devam edecek.Bu kanlı bir oyun.Dünyanın geleceğini karartan bir oyun.Ölümün her an, her yerde kol gezmesine neden olan bir oyun.Biz,Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu aktivistleri,çok uzun bir süredir bu oyunu oynamayacağımızı,Bush’un kanlı savaş politikalarına bir son verilmesi gerektiğini haykırıyoruz.Irak’ta on binlerce insan öldürüldü. Belki tanışamamıştık onlarla,el sıkışamamıştık ama onlar bizim kardeşimizdi.Bizim bir parçamızdı.Süper askeri güce sahip oldukları için,dev petrol ve silah şirketlerinin başını çektiği küresel sermayenin ve sözcüleri Bush’un hırslarının ve iki yüzlülüklerinin sonucunda öldürüldüler.Irak’ta her gün patlayan bombalar Bush’un yalanlarını da suratına patlatırken,bu adam hiçbir şey olmamış gibi İran’a saldırmaktan söz edebiliyor.
    Artık buna bir son vermeliyiz.Bu çılgınlığı,bu haksızlığı durdurmalıyız.
    Bu yüzden tüm kamuyonu, tüm savaş karşıtlarını, 18 Mart’ta savaşa karşı düzenlenecek küresel eylem gününde birlikte olmaya ve 18 Mart’a kadar sürdüreceğimiz savaş ve işgal karşıtı kampanyayı, “İncirlik kapansın, ABD evine dön” kampanyasını birlikte örgütlemeye davet ediyoruz. 
    Şimdi değilse ne zaman, biz değilsek kim?

     
    Küresel BAK
    18 Ocak 2006

     

    UNUTMAYIN ARKADAŞLAR...!

    ZALİME SES ÇIKARMAYAN ZULÜME ORTAK OLUR...! EYWALLAH..!