Şizofren's profile••••รเz๏Ŧгєภ кєlє๒єк••••...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    6/5/2006

    Şimdi Sen....

    Su kadar özel,

    su kadar faydalı ve su kadar çok...

     

    Tükenmez...

     

    İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül,

    ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...

     

    Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin...

    Gürültünün parçası olursun sadece.

     

    Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada,

    lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düşünürler...

    Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!

     

    Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden

    su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın

    en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için,

    gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için

    en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda...

     

    Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel,

    su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez...

     

    Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi

    yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..

     

    Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil!

    Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma,

    ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin!

     

    Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!..

     

    Su, yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri...

    Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel,

    su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez,

    tükenmez olduğunu da unutma.

     

    Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de

    kiyametler koparıcı olabileceğini unutma...

     

    Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil !

     

    Vadiler varken önünde ve ovalar varken,

    yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini

    ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene.

     

    Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe...

     

    Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve

    kaçılan olursun; seller, afetler gibi...

     

    Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak...

     

    Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan

    konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan

    birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!

     

    Ama yapman gereken şu, değil mi?

    Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini.

    Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini,

    kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin

    anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini...

     

    Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının

    ne kadarı olduğunu düşüneceksin...

     

    Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az

    ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın...

     

    Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde

    olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında,

    vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de

    fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!..

     

    Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye,

    vapur da o saniyede gelmek zorunda!..

     

    Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde

    söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek,

    anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..

     

    Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın,

    ama maalesef değil...

     

    Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan

    bir tavşan gördün mü hiç ?..

     

    Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden

    susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ?

     

    Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler,

    beyni olan her yaratık gibi!

     

    Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset...

     

    Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı...

     

    Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla...

     

    Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini;

    girebilmeyi öğren insanların damarlarına... 

     

    3/18/2006

    Epiktetos'tan...

    "Bir tanrı taşıyorsun kendinle birlikte oraya-buraya da,bunu bilmiyorsun,sen ey Kutsuz! Sanıyor musun öyle dışındaki bir gümüşten ya da altından tanrıdan sözediyorum? Sen kendi içinde sahipsin ona da,farkına varmıyorsun bunun;onu,temiz olmayan düşüncelerle,ya da,kirli eylemlerle lekelediğin zaman. Bir tanrı tasvirinin yanında bulunsaydın,o yaptıklarını yapmayı göze alamazdın. Halbu ki,tanrının kendisi senin içinde bulunduğu,herşeyi gördüğü ve işittiği halde,utanmıyor musun kendinden,kötü birşey düşünmekten ya da yapmaktan?"

    ¨{Epiktetos,II,8-Schmidt

    Web Page Counters
    SizofrenKelebek

    11/23/2005

    İÇ-Kİ; İÇİN ISINSIN ..!

     

    Tasarım : (_.¤´¯`· Âÿšûhâñ ·´¯`¤._)

    11/15/2005

    BİTMEDİ ÖMRÜN...HADİ YAZ..!

     

    Şiir İçin Sevgiili AZRA'ya Çok Teşekkür Ediyorum..Saol Dostum ;)

    Azra Kimmi !?!? Ahanda İşte Adresi : TIKLAAAA..!

    Peki Bu Düzenlemeyi Kim Yaptı,Ben mi HAYIRRRR!!! :)

    Bu Düzenlemede Yine Can Dostum Güzel İnsan Aysuhan'ın Yaratıcılığı..TEŞEKKÜRLER AYSU!!!

    Peki Bu Aysuhan'ın Bi Space'i Yokmu...War Dabiii Ahanda Oda Burda : TIKLAAAA!

     

    MİLLLLEEEEEEEEEEEETTT DİKKAAAT Bİ BAKINNNNNNNN!!!

     

    2010 Dünya Kupası Elemeleri

    Fransız Yahoo, internette bir anket düzenledi. Ankette, "Türkiye
    2010 Dünya Kupası elemelerinden ihraç edilsin mi?" diye soruyor..
    Sonuçlar şimdilik aleyhimize..

    http://fr.sports.yahoo.com
    internet sitesindeki ankette şu anda "Evet", yani 'OUİ' seçeneği
    önde gidiyor..

    Türkiye'ye karşı düzenlenen bu kampanyayı durdurmanın tam zamanı..

    Siteye girip bu oyunu bozmak için "Hayır' yani NON' seçeniğini
    tıklamanız bu oyunu bozmaya yetecek..

    Not: Bu Yazı Sevgili Dostum Işıl'ın Sayfasından Alıntıdır....

    Işıl'ın Sayfasına Gitmek İçin BURAYA Bi Tıklayın Bakalım :)

    Teşekkürler Işıl...!

    11/14/2005

    DEVİNİMLER...

    Tasarım : By Aysuhan - Teşekkürler Kardeşliğim,Eywallah ..!

    9/4/2005

    BU İŞİN İÇİNDE BİR İŞ VAR !?

     

     

     

     

     

    HER GÜN BU KADAR GÜZELMİ 

    BU DENİZ?

    BÖYLEMİ GÖRÜNÜR GÖKYÜZÜ

     HER ZAMAN ?

    HER ZAMAN GÜZELMİ

    BU KADAR

    BU EŞYA

    BU PENCERE

    DEĞİL !!!

    VALLAHİ DEĞİL!

    BİR İŞ VAR BU İŞİN İÇİNDE…

    *--_Orhan Veli_--* 

     

     

     

     

     Adam fısıldadı :
    " Tanrım konuş benimle. "
    Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
    Ama adam duymadı.

    Sonra adam bağırdı :
    " Tanrım konuş benimle ! "
    Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
    Ama adam dinlemedi onu.

    Adam etrafına bakındı ve
    " Tanrım senı görmeme izin ver " dedi.
    Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde.
    Ama adam farkına varmadı.

    Ve adam bağırdı,
    " Tanrim bana bir mucize göster ! "
    Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
    Ama adam bunu bilemedi.

    Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı,
    " Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla ! "
    Bunun üzerine Tanrı aşağı doğru süzüldü
    Ve adama dokundu.

    Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı....

    Ve yürüyüp gitti...!

    ...

    ..

                                

     

    ...Bir Şey Unuttum Yolum Uzundu Biraz

    Kayalıklar Çetindi...

    Sona Yaklaşınca da Gün Bitti,Akşam İndi...

    Dediler:"Pek Boş Yere Değil Verdiğin Emek, Eriştin Demek..!"

    Hazırlık da Bir Büyük Savaş Bu Yolculukta...

    Ne Uçurumlar Aşmak Gerekmiş Bir Solukta! 

    Bir Cılız Su Başı da Bulsam Şimdi Tasam Yok

    Dayandığım Kayaya Değemez Ateş Ve Ok !

    Yalnız,Gönlümde Bir Acı Var,Adını Bulamadım

    Kırık gibi kanadım!

    Bir Şey mi Kaybettim,Ne?

    Ellerim bomboş gibi...

    Bir Yakuttan Kadeh ki Varlık Çatlamış Gibi..

    Ses mi,Çiçek mi desem;

    Işık mı,Renk mi desem;

    Sanki,Geçtiğim Yolda Bir Şey Unuttum ..!

    ***

    "Hayat Seni Hiç Yormasın..

    Hep Mutlu Yaşa..Sev..Sevil...

    Sevmek Sana Çok Yakışıyor..."

    7/13/2005 11:03 PM Published by:Esiiiinnn


     

    9/1/2005

    DONUK AŞK...

    Yine akşam oldu,
    Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,
    Uzaklık aynı gerçi,
    Heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,
    Yine akşam oldu orda olduğu gibi,
    Görebiliyorum seni burdan da,
    Aynısıydı ordayken de,
    Uzaklıktan korkmuyorum belki de,
    Orada da aynıydı uzaklık gerçi
    Donuklaşmış oldu artık bu,
    Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,
    Galiba ben baştan kaybetmişim,
    Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...
    SEZAI KARAKOÇ                                                                              

    AŞK VE ÇİLELER

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
    Henüz dinlemedin benden türküler.
    Benim aşkım uymaz öyle her saza,
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler...
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa……

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
    Bir gün gözlerimin ta içine bak:
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak…..

    Artık inan bana muhacir kızı,
    Dinle ve kabul et itirafımı.
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı,
    Artık inan bana muhacir kızı.

    Altın bilezikler, o korkulu ten,
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
    Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen,

    Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
    Altın bilezikler, o korkulu ten!

     Monna Rosa, siyah güller, ak güller,
    Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister;
    Ah, senin yüzünden kana batacak,

    Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

    SEZAİ KARAKOÇ

                                                                 

        

                          
    8/20/2005

    ANLADIM...

    Bunca Zaman Bana Anlatmaya Çalıştığını,Kendimi Bulduğumda Anladım.
    Herkesin Mutlu Olmak İçin Başka Bir Yolu Varmış,
    Kendi Yolumu Çizdiğimde Anladım..

    Bir Tek Yaşanarak Öğrenilirmiş Hayat,Okuyarak,Dinleyerek Değil..
    Bildiklerini Bana Neden Anlatmadığını,Anladım..

    Yüreğinde Aşk Olmadan Geçen Hergün Kayıpmış,
    Aşk Peşinden Neden Yalınayak Koştuğunu Anladım..

    Acı Doruğa Ulaştığında Gözyaşı Gelmezmiş Gözlerden,
    Neden Hiç Ağlamadığını Anladım..

    Ağlayanı Güldürebilmek,Ağlayanla Ağlamaktan Daha Değerliymiş,
    Gözyaşımı Kahkaya Çevirdiğinde Anladım..

    Bir İnsanı Herhangi Biri Kırabilir,Ama Bir Tek En Çok Sevdiği Acıtabilirmiş,
    Çok Acıttığında Anladım..

    Fakat,Hakedermiş Sevilen Onun İçin Dökülen Her Damla Gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla Birlikte Sevinçler Terkettiğinde Anladım..

    Yalan Söylememek Değil,Gerçeği Gizlememekmiş Marifet,
    Yüreğini Elime Koyduğunda Anladım..

    ''Sana İhtiyacım Var,Gel ! '' Diyebilmekmiş Güçlü Olmak,
    Sana ''Git'' Dediğimde Anladım..

    Biri Sana ''Git'' Dediğinde, ''Kalmak İstiyorum''Diyebilmekmiş Sevmek,
    Git Dediklerinde Gittiğimde Anladım..

    Sana Sevgim Şımarık Bir Çocukmuş,Her Düştüğünde Zırıl Zırıl Ağlayan,
    Büyüyüp Bana Sımsıkı Sarıldığında Anladım..

    Özür Dilemek Değil, ''Affet Beni'' Diye Haykırmak İstemekmiş Pişman Olmak,
    Gerçekten Pişman Olduğumda Anladım..

    Ve Gurur,Kaybedenlerin,Acizlerin Maskesiymiş,
    Sevgi Dolu Yüreklerin Gururu Olmazmış,
    Yüreğimde Sevgi Bulduğumda Anladım..

    Ölürcesine İsteyen,Beklemez,Sadece Umut Edermiş Bir Gün Affedilmeyi,
    Beni Afetmeni Ölürcesine İstediğimde Anladım..

    Sevgi Emekmiş,
    Emek İse Vazgeçmeyecek Kadar,Ama Özgür Bırakacak Kadar Sevmekmiş..."
     

      

                   Kendi Olarak, Sana Gelen ...

                                                         Sana Gereksinimi Olmadan,

                                            Seni İsteyen ...

    Sensizde Olabilecekken,

                                                 Senin İle Olmayı Seçen...

                            Kendi Olmasını...

                                                        Senin İle Olmaya Bağlayan ...

                                                              "O" , İŞTE ...!

    - - - - - * * * - - - - - >>>>**<<<< - - - - -* * * - - - - - >>>>> * * <<<<< - - - -

    ..............................................................BEKLİYORSUN DA;

    ............BEKLENİLMEYE DEĞERMİSİN !?!

    ________..._Oruç Aruoba

           
    7/7/2005

    İNSANDA BEYLE DEĞİLMİDİR ?

    << "Kış Geçende Bu Leylek Gendini Dışarı Verdi.Uçuy,Evliğini Onarıy.Süslüy.Bekliy ki Gendinin Eşisi Gelecak.Biliy...
    Ha Bugün Geldi.Ha Yarın Gelecaktır.Gözü Semadadır.
    Keyiflidir ki Nasıl Anlamadım.
    İşte Ağalar,Bu Günlerden Bir Gün idi.
    Hemogil Ocak Yakmıştı ki,Gökten Bu Leylek Geldi,Gendini Ataş Üstüne Bıraktı.Koştular Bunu Ataştan Aldılar.Kurtuldu,Bir daha Bıraktı Gendini Ataş Üstüne.Tüyleri Yanıydı Zaten.Öldü Getti.Göz Açıp Kapata Kadar.
    Evin İçinde Bir Telaş Yürüdü.Herkes Birbirisine Soruydu ki,Ne Olmuştur ?!
    Ne Olmuştur ki Bu Leylek Gendini Ataşa Bırakmıştır?!
    O Sırada Damdan Hamo'nun Sesi Gelmiştir.
    Demiştir ki,Ben Biliyem.Gelin Görün Siz de Bilin !
    Koşmuş Bakmışızdır ki,Yuvada İki Leylek Oturiy...
    Anlamışızdır,Demişizdir ki,İnsan da Beyle Değilmidir Loo,Beyledir...">>   
     
    BENİ KOYUP GİTME_____________________________

    Beni koyup gitme
    Ne olursun
    Durduğun yerde dur..
    Kendini martılarla bir tutma
    Senin kanatların yok
    Düşersin, yorulursun
    Beni koyup gitme
    Ne olursun...

     

    Bir deniz kıyısında otur
    Gemiler sensiz gitsin bırak
    Herkes gibi yaşasana sen
    İşine gücüne baksana
    Evlenirsin çocuğun olur
    Sonun kötüye varacak
    Beni koyup koyup gitme
    Ne olursun...

     

    Elimi tutuyorlar ayağımı
    Yetişemiyorum ardından
    Hevesim olsa param olmuyor
    Param olsa hevesim...
    Yaptıklarini affettim
    Seninle gelemiyeceğim yine de
    Beni koyup koyup gitme
    Ne olursun...!


     

    YAKILACAK MEKTUPLAR

    Her yeni gün bir muştuyla başlar. Dünden arda kalan hüzünlerin gün ışıltılarında birer birer yıkanıp umuda dönüşmesi ruhta yeni bir heyecanı, gönülde şevki artırır.
    Her şey sanki yeni baştan yapılanmaya, hayat yeniden yaşanır olmaya başlamıştır. Yürekte hiç eksilmeyen o nazenin sevdanın türküsü küçük ve tatlı çırpınışlarla damarlarda alev olur...

    Gün pencereden girdiğinde sevinç girer beraberinde. Vakitlerden bir eylül vaktidir. Ne kadar da hüzne gebe olsa eylül akşamları, her sarı rengin ardında bir güç saklıdır. Yenilgi kabul etmez delişmen ruh, bu saklı gücün büyüsünde esrik titreklikle günü selamlar.

     Hayat sevince güzeldir... Hayat sevilince güzeldir.

    Kahrını bir sıra cefalarla ortaya süren hayat, bütün pişmanlıkların yenilgisinde değil, bütün arayışların galibiyetinde haz bulur. Bütün arayışlar ki efsunkâr bir bakışın arı manasında hitam bulmuştur.
    Derler ki arz üzerinde söylenmemiş söz kalmamıştır. Oysa bilirim ki hâlâ söylenmemiş bir çift sözüm vardır. Sevdadan yana söylenecek sözüm bitmemiştir.

    Henüz yarımdır en güzel bestenin en nadide güftesi.

    Bilir misin ki azat kabul etmez kölelerin prangaları - birer altın bileziktir bileklerinde. Bilir misin ki aşkın kadar güzeldir senden gelen eza da... Bilir misin ki hasretin de vuslatın kadar cana can katar. Bilir misin ki can özünden kurşun yemişler, hiçbir tabibin deva dağıttığı değildir.

    Söylemiştim: Her şair, az buçuk melankoliktir. Yine eylülsü hüzne çalan sözlerimde melankoli saklıdır... Hasretin, ruhumda açtığı yaralardan olmalı. Yoksa, sözüm henüz hitam bulmamıştır. Bu gönül bu bedende kaldıkça, bu sevda bu gönülde ılık ılık aktıkça asla söz bitmeyecektir.

    Bilesin ki bunlar son değil sözde
    İçimde... İçimde ummanlar büyür
    Her nereye baksam görünen sensin
    Sensin günlerime başlayan seher
    Söylemeye takat bulursam eğer
    Bilesin ki bunlar son değil sözde...

    MEHMET TAŞ

    ***SAYFA BASINA DÖN ^


    .·´¯`·»«* Kè£èbèk£èrïñ €ƒèñdïšï *»«´¯`·.
    ((¯`»._.«¦¤¦§ÍZ؃R€ÑK€£€ß€K¦¤¦»._.«´¯))

    ÖTESİ YOK...

    Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.
    Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
    Sen damarlarimdaki kana karışıp,geldin oturdun yüreğime.
    Bir başka yerde olamazdin zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,orada kalmalıydın.Çok aşka ev sahipligi yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni.Herhangi bir konuk değildin artık.Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı,ne de uğurlama.
    O yüreğin gerçek sahibiydin.Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya...
    Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.
    Çiçek çiçek açtın yüreğimde.Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında.Taze bir yaprak gibi yeşildin.Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün.Kırmızıydın bir ateş gibi.
    En çok bu renkle anmayı sevdim seni.Denize tutkundum denizi sensiz,seni de denizsiz düşünemedim.Seni severken dünyayı da sevdim ben,insanları da...Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık.En kızgın,en tahammülsüz olduğum anlarda bile,seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm.Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben
    kaygısız,içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
    olduğunu anladım seninle...Her şeye rağmen sevdim seni.
    Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim,kul ederdim.Sana ulastığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm.Ve o göle bir tek sen girebilirdin.Sevdim ve hayrandim da...Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,gülmeni,kızmanı,şaşkınlığını,saflığını,kurnazlığını, çocukluğunu,olgunluğunu sevdim.Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını,kaprislerini,sitemlerini,korkularını sevdim.Seni ve
    o doyumsuz sevdanı,uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadim çoğu
    zaman.Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif
    edecek kadar derin olmadı.Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın.Her gün yenilendim.Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.Sevdim işte ötesi yok.....
     

     

    .·´¯`·»«* Kè£èbèk£èrïñ €ƒèñdïšï *»«´¯`·.
    ((¯`»._.«¦¤¦§ÍZ؃R€ÑK€£€ß€K¦¤¦»._.«´¯))

    7/5/2005

    SEVMEK BİR KARARLILIKTIR...

    ...İlişkimizin Kurulmağa İlk Başladığı Günlerden Birinde,Şöyle Yazmışım:-
    -"Kafamı Toplamalıyım --'gene'!!Gene Hızla Yeni Bir Belirlenmemişliğe Dalıyorum--Dalmak İstiyorum;Daldım Bile--
    Ama,Bunun Ucunda Ne Var--'sonuçları'na Boşversem Bile,Bilmiyorum.."
    Sen,Sonradan,Defterimi Okumuşsun ki,--Benim Sana Verdiğim Kaleminle,'silme' Ve 'Tutma' İşaretleri İle Bir Bağlama İşareti Kullanarak ,Bu Metni 'Redakte'Etmişsin..Bende,Bunu Farkedince,"Redaksiyon'una Uyuyorum Diyerek,Metni,Senin Biçimlendirdiğin Haliyle,Yeniden Yazmışım:-
    "Hızla / Dalıyorum--/Dalmak İstiyorum,/Daldım /Bile;/Ama,Dalmak İstiyorum ------"
    Senin İle İlişkimiz Konusunda Bir 'Karar' Almam,Senin Alınmana Yolaçmış Olmalı ki,"Ben Sevilmek İçin Kararlara Kalmadım" diye Yazmışsın,Sonraki Defterlerden Birine --- Öfken,Hafiften Belli Oluyordu,Benim Sana Söylediğimle İlgili Olarak.
    'Karar'--Evet,Biliyorsun,Temel Bir Yer Tanıdım Ona--Ama Şunu Bilmiyorsun;Seninle İlgili Aldığım İlk Kararda(Hatırlarsın;Yazmıştım Bunu,Farklı Bir Biçimde) " Bundan Böyle O'nun İçinde Olmadığı Birşey Yazmayacağım" demiştim.(Sen O İlk Biçimi Öğrenince -- Okuyunca -- "Bende Hep Buldum Kendimi Senin Yazdıklarında" demiştin.)
    --İşte : Sevgi--Sevme--Bir Karardır--Bir Kararlılıktır--
     
    Sevgi Nasıl Birşey,Değilde,Nasıl Olması Gereken Birşey,diye Düşünüyordum;Daha Önce de Yazmıştım Bir-İki Şey,Bu Konuda:'Aşk Ve Sevgi'-- Elimizde Olmadan 'İçine Düştüğümüz'Birşey(İngilizce Deyimi Düşün : To Fall In Love;'İlk Görüşte Aşk'--Love At First Sight...)Olması Çok Önemli Yanlar Taşıyor;Ama,Birde,Bilinçli,Durup Düşünüp,"Ben Onu Seveceğim"Diye Bir Kararın Verilme Durumuna Bakalım('Akıl Birlikteliği' Gibi Bir Budalalığı Kastedmediğimi Biliyorsun):-
     
    Ancak Bu Karar Verilmişse,Verilebiliyorsa;Ve,Karşılıklı Verilince,Kişiler--Sen İle Ben--Kendilerini Tam Olarak 'Verebilir'ler( Bak Türkçe,Gene,Ne Yapıyor:'Kendini Vermeye Karar Vermek'...)Öbürüne -- Bu 'Verme'lerin Karşılıklılığı Yoluyla da,Biz Olabilirler...
    İlişki,Biz
    dir.
    "Ben Senin İçindeyim-- Sende Benim İçimde misin?" Diye Sordum;Sende Duraksamadan "Evet" Dedin.
    --Hani,Kavga Edip,Ayrılıp,sonra Barışıp,Yeniden Buluştuğumuzda,Sen de,"Sen'i Bir Daha Görmemeye Niyetliydim;Ama,Bir Baktım--"Her Tarafımı Doldurmuşsun" Demiştin Ya: İşte,Öyle İçiçeydik,Artık...
     
    'Mantık' Ve 'Uzam' Açısından Çelişik Birşey Bu;Ama,İlişki 'Mantığı' Ve 'Uzamı' Açısından,Geçerli...
     
    İlişkideki (Türkçe,'ilişki İçinde Bulunmak' Deyimini de Kurar)İki Kişi--Sen İle Ben--Birbir(ler)inin 'İçinde'dir(ler) :Hem Ayrı Ayrı,Hem Karşılıklı--Ben,Senin;Sen Benim...
    Ve İkimiz de,Birlikte,Onun İçinde--Sen İle Ben : BİZ...
     
    ...
    Söndür Gözlerimi : Seni Görürüm
    Kapat Kulaklarımı : Seni İşitirim
    Ayaksız da Olsam Sana Yürürüm
    Ağızsız da Seslenip Seni Çağırırım.
     
    Kır Kollarımı : Sarılırım Sana
    Yüreğimle,Bir Elle Tutar Gibi
    Kopar Yüreğimi :Beynim Çarpar
    Ve Tutuşturursan da Beynimi
    Taşırım Seni Kanımın Akıntısında...
     
    7/4/2005

    Susuyorum...

    Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri.
    Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum...

    Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok?
    Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum!

    Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan
    kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime
    bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…

    Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup
    kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...

    Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan…

    Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…

    Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.

    İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri…!

     YAŞAMININ ANLAMI________________________________

     
    Yaşamın, tasarladıkların ile gerçekleştirebildiklerin
    arasında gidip gelecek: gerçekleştirebildiklerin
    tasarladıklarından hep eksik;
    tasarladıkların gerçekleştirebildiklerinden
    hep fazla:-
    Hep, hem eksik, hem fazla olacak yaşamın
    - gerçekleri eksik, tasarıları fazla...
    Hep eksiklikler yaşayacaksın - ve, hep, fazlalıklar...
    Yaşamın bu olacak işte:
    eksik - fazla...

    Öyle yaşayacaksın ki, kendin bir türlü olgunlaşamadan,
    arkanda olgun ürünler bırakıp yürüyeceksin - ancak
    da olgun olduklarında bırakacaksın onları ardında...
    Çünkü sen kendin de, olgun hale geldiğinde,
    kendi ardında kalacaksın - bırakacaksın kendini
    ki,ardında kalsın...

    Yaşamda yapabileceklerin, zaten, yapabildiklerin
    olacak - ama yapabildiklerin, yapabileceklerinden
    daha az olabilecek : ıskalayabileceksin - bundan da
    korkma, kaçınma; zaten, yapabileceklerini
    yapabildiklerinden ayrı, bağımsız olarak
    saptayabilseydin, 'herşeye kadir' olurdun!
    Yapabileceklerine boşver - yapabildiklerini yap!..

    Oruç ARUOBA/De ki İşte...

    KARAGÜL

    İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
    Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
    Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
    Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
    Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
    Ama farkındaydım yinede
    Ne zaman seninle olsam
    Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
    Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
    Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
    Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
    Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
    Ben sende yolları sevdim
    Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
    Kaplı yolları
    İkimizde acemi birer aşıktık aslında
    Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda

    Ben sende ülkemi sevdim
    Hüzün dolu yağmurları
    Mor kanatlı turnaları...

    Ben sende rüzgarı sevdim
    Alıp götüren yılları
    Saklı kalan umutları...

    Ne yeminler bozdum
    Geceler büyürken sensiz
    Ne yeminler bozdum
    Yıllar geçerken sitemsiz  
    Ne yeminler bozdum
    Tarifi bile imkansız
    Senin için ey karagül...

    Ben sende yolları sevdim
    Yüreğinden gelip geçen
    Sevda yüklü katarları...

    Ben sende seni sevdim
    Avuçlarken yüzümü
    Yahut dokunurken sessiz...

    - Nurettin Rençber -

                                                                                                                               

    BÜYÜDÜKÇE__________________________ . . .

    büyüdükçe,
    sentetik zamanlara
    kangren ayaklar bastım,
    izi kaldı ömrümün... 
    kara çaldılar yüzüme
    bütün kara parçalarında
    elbette
    "afrika dahil"
    parça başı çalışan
    kiralık katildi zaman 
    gülüşüm sivas yangını
    ağlarsam kızma...
    ölmek bile yakışıyor bazı adama... 
    Yılmaz ERDOĞAN